Son güncellenme :12.08.2017 12:41

Anasayfa > Yazarlar > ÇELİŞKİ DEĞİLSE NE!..

12.08.2017 Cts, 12:41

ÇELİŞKİ DEĞİLSE NE!.. - İsmail Atasever

ÇELİŞKİ DEĞİLSE NE!..

Ülkemiz adına bir realite var ki, akıl fikir ermiyor.
Olamaz, olmamalı diyorsunuz.
Bunun adı düpedüz, ayağınızı kurşun sıkmakla eşdeğerdir.
Başkaca hiçbir açıklaması olamaz.
Mesele şu.
Tarım alanlarımız giderek yok oluyor!
Hem de bilinçsiz bir şekilde.
Bir taraftan, sanayi diyerekverimli tarım alanları, ya çeşitli entegre tesislerle donatıldı.
Ya da nadasa bırakıldı.
Hal böyle olunca elbette tarım alanları giderek küçülür.
Sonrasında yok olup giderdi.
Siz de buğday olmak üzere en temel gıda maddelerini ithal etmek zorunda kalırsınız.
Ardından varlık içerisinde yokluk çeken ülke olmanın ıstırabıyaşanır.
***
Sanılmasınki tarım alanlarıyla ilgili yaklaşımlarda abartı var.
Kesinlikle yok.
Ortada aynı tarım alanlarının, nasıl tahrip edildiğini gösteren veriler var.
Bu rakamlar gerçeği yansıttığına göre, tarım adına tam bir çelişki içerisinde olduğumuzu kimse yadsıyamaz.
Zaten aynı alanların nasıl daraltıldığına ilişkin uygulamalar, her şeyi ortaya koyuyor.
Bu nedenle, gelişmeler apaçık ortada iken hiç kimse aksini iddia edemez.
***
Ülkemiz tarımı adına bir realite var ki, gerçekten düşündürücü.
Türkiye olarak, sahip olunan nice verimli topraklarda modern tarımın tüm şartlarıeksiksiz yetire getirilmesi gerekirken, yanlış ve de anlamsız politikalar sonucu, bir takım açmazlar içerisine sürükleniyoruz.
Maalesef realite bu…
Hal böyle iken kimse kalkıp aksini iddia edemez.
Eğer, son zamanlarda, başta buğday olmak üzere nice ürünleri ithal eder duruma geldiysek!
Karşılığında tahminlerin üzerinde döviz ödemek zorunda kalınıyorsa!
Tek bir şey söylenebilir.
Türkiye elindeki değerlerin kıymetini bilmediği için varlık içerisinde yokluk çeken bir ülke konumuna gelmiştir.
Evet yanlış değil.
Abartı hiç değil.
Buna ilişkin veriler ve de rakamlar ortada.
Rakamlar gerçeği yansıttığına göre hiç kimse kalkıp aksini iddia edemez.
Özellikle ilgili bakanlık temsilcileri, bir yanlışlık olduğu bağlamında yaklaşım içerisinde olamazlar.
Zaten olunmadığı gibi teyit ediliyor.
Bu durumda kabul edelim ki, çeşitli tarım ürünleri itibariyle bir açmaz ve çelişki içerisindeyiz.
Bunun sonucu olarak, çoğu kez vurgulandığı gibi, varlık içerisinde yokluk çeken ülke konumuna geldik.
Kabul etmek isteme ek de realite bu.
Kaldı ki, ilgili kurumun açıklamaları teyit ediyor.
***
Peki, her şeye karşın meselenin aslı neydi?
Sonra,bakanlığın uygulamalarına karşı çıkan ilgili oda başkanı ne diyordu?
Eldeki verilere göre Türkiye, son 10 yılda, ekilen ve dikilen tarım arazilerinin yüzde 8,2’sini, toplam tarım alanlarının yüzde 5,22’sini kaybediyor.
Ne yazık ülkemizin kaybettiği bu alanların miktarı, dünyada konuşlanan 87 ülkenin her birinin yüzölçümünden daha fazla!
TİK verilerine göre geçen yılın sonu itibariyle ekilen ve dikilen tarım alanı 23 milyon 763 bin hektar, çayır ve mera arazileriyle toplam tarım alanı da 38 milyon 380 bin hektar.
Kabul edelim ki nüfusu 80 milyona dayanan ülkemiz için kaybedilen tarım alanlarının miktarı az olmadığı gibi üzücüdür.
Üstelik tarım ağırlıklı ülkemizde, tahıllarla beslenen halkın çoğunlukta olduğu ortada iken.
İlişkin olarak 2006 yılında Türkiye’nin toplam tarım alanı 40 milyon 493 bin hektardı.
Aradan geçen 10 yıllık süreçte en fazla kayıp tarım alanları için oluyor.
2006 yılında 17 milyon 440 bin hektar olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünler alanı, yaklaşık yüzde 11 oranında azalarak, geçtiğimiz yıl 15 milyon 574 bin hektara geriliyor.
***
Tarım alanlarının daraltılmasına yönelik bu uygulama üzerine harekete geçen kurumlardan biri Türkiye Ziraat Odaları Birliği.
Her geçen gün azalan tarım alanlarıyla ilgili olarak, birlik başkanı Şemsi Bayraktar, izlenen politikanın yanlışlığına değiniyor.
Verimli tarım arazilerinin konut ve karayolu yapımı, sanayi ve turizm amaçlı kullanılması kabul edilemez.
Alternatif marjinal tarım alanları mevcutken, verimli arazileri tarım dışı amaçlarla kullanmak, büyük savurganlıktır.
Yanı sıra birinci sınıf, sulamaya uygun tarım arazilerinin imara açılmasına asla izin verilmemelidir.
Bu konuda valiler, özellikle büyükşehir belediye başkanlarının hassasiyetle hareket etmesi, kamu yararı kavramını verimli tarım arazilerinin tarım dışına çıkarılması için kullanılmaması gerekir.
***
Gelişmeler ve genel eğilim ortada iken, tarım arazilerinin başka alanlar için kullanılmasının yanlışlığına itiraz edilemez.
En azından edilmemesi gerekirdi.
Hele Türkiye’nin özde bir tarım ülkesi olduğu göz önüne alınırsa.
Hepsinden öte tarım ürünleriyle karnı doyan bir ulusun fertleri olduğumuz akıldan çıkarılmazsa.
Daha bir önemlisi, 7 milyara yaklaşan dünya nüfusunun temel ihtiyaç maddelerinin başında tarım ürünleri geldiği gerçeği ortada iken.
Sonuçta bir realite var ki yadsımak mümkün değildir.
Ülkemizin sahip olduğu topraklar(tabi tarım dışı kullanılmaz ise) sayesinde kendi kendine yetebilen ülkelerden olduğu noktasından hareket edilirse, verimli tarım alanları korunur ve de geleceğe aktarılırdı.
Yok eğer tersi olur!
Ülke olarak çelişki içerisine düşülürse!
O verimli bitek topraklar bir şekilde talan edilirse, gün gelir, bugün tarım alanları olmadığı için muhtaç duruma düşen ülkeler safında yer almayacağımızın garantisi yoktur.
Bu nedenle tez elden içine düştüğümüz çelişkili durumdan kurtulup, dünyanın gözde tarım ürünlerine sahip ülke olmak durumundayız.
Unutmayalım insanoğlunun, tarım ürünleri dışında muhtaç olduğu hiçbir ürün yoktur.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.