Son güncellenme :01.01.2018 12:11

Anasayfa > Manşet > Aldan: Paramiliter bir güç yaratılmak isteniyor

01.01.2018 Pts, 12:11

Katıldığı bir radyo programında son çıkan KHK ile ilgili olarak söylediği sözlerin ardından çeşitli tepkiler alan ve tartışmalar yaratan CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan bir açıklama yaparak tepkilere cevap verdi. Aldan; “ Buradaki konuşmamdan sadece bir cümle alınarak, yapılan şikayet üzerine hakkımda soruşturma başlatıldı. Eğer, o radyo programındaki konuşmamda 15 Temmuz gazilerine ya da mağdurlarına yönelik bir tane olumsuz sözcük varsa, o vakit vekilliği bırakırım. Kesinlikle böyle bir olay söz konusu değil. Ben uzun yıllar başsavcılık görevinde bulundum. Hangi lafın suç olup, olmayacağını gayet iyi bilirim.” Dedi.
Kendisine yöneltilen tepki ve eleştirilerin nedeninin Reza Zarrap ile ilgili yaptığı araştırmalar ve hayali ihracatları ortaya çıkarması olduğunu ileri süren Aldan; “ Açıklamamın ardından karalama kampanyası başlattılar. Toplumsal muhalefetlere karşı Paramiliter bir güç yaratılmak isteniyor. Bu çok tehlikeli. Bence yapılmak istenen budur. Yarın birileri çıkar her şeyi darbe girişimi olarak nitelendirir, insanlara saldırabilir. Bu ülkeyi ve toplumu çok tehlikeli sonuçlara götürür. İleride sıkıntılar olacağı belli. Bakanlar Kurulu tekrar toplanmalı ve bu maddeyi gözden geçirmelidir.” Diye konuştu.

Katıldığı bir radyo programında son çıkan KHK ile ilgili olarak yaptığı değerlendirmeden sonra kendisine yöneltilen tepkilere ve eleştirilere cevap veren CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, bu tepkilerin asıl nedeninin Reza Zarrap ile ilgili olarak yaptığı araştırmalar ve hayali ihracatları ortaya çıkarmasının ve belgeleri açıklaması olduğunu ileri sürdü.
Bu araştırmalarının ve ortaya çıkardıklarından sonra kendisi hakkında karalama kampanyası başlatıldığına dikkat çeken Aldan; 25 Aralık’ta, gazeteci Yavuz Oğhan’ın radyodaki programına katıldım. Buradaki konuşmamdan sadece bir cümle alınarak, yapılan şikayet üzerine hakkımda soruşturma başlatıldı. Eğer, o radyo programındaki konuşmamda 15 Temmuz gazilerine ya da mağdurlarına yönelik bir tane olumsuz sözcük varsa, o vakit vekilliği bırakırım. Kesinlikle böyle bir olay söz konusu değil, ama böyle bir amaç var. Neden bunun benim aleyhime bir kampanyaya dönüştürüldüğünü biliyorum.
Bu röportajın başlangıcında bana OHAL soruldu. Soru üzerine, ‘Artık, bir cumhurbaşkanı, bir başbakan ve 26 bakan olmak üzere toplam 28 kişi kendilerini ne yazık ki yasama organı yerine koymuşlardır. Bu doğru değildir. Hukuk devletinde böyle bir tutum doğru olmaz. Akabinde, ‘696 sayılı KHK’nın 121. maddesinde yer alan, terör eylemlerini bastıran kişilerin cezai sorumluluğu olmamasına ilişkin maddeyi neden eleştiriyorsunuz’ diyorlar. ‘15 Temmuz ve devamında cereyan eden olaylar’ diye bir ibare ile başlıyor. Dolayısıyla bu ibare yanlıştır. Yıllara sari olarak yaygınlaştırılabilir. Yarın birileri çıkar, her şeyi bir darbe girişimi olarak nitelendirir, insanları zor duruma düşürebilir. İnsanlara saldırabilir, bu doğru değildir.
Yapılması gereken; madem böyle bir düzenleme yapıldı, bunun Meclisten geçmesi lazım. Böyle bir dokunulmazlık hakkının da aslında verilmemesi lazım. Madem yapıldı, 15 ve 16 Temmuz 2016 yazarsanız maddenin başlarına, olur biter. Bu nedenle de bu karışıklığı gidermek için bir an önce Bakanlar Kurulu tekrar toplanmalı ve bu maddeyi tekrar gözden geçirmeli. İleride sıkıntılar olacağı belli. Bu nedenle oluşacak toplumsal muhalefete karşı, paramiliter bir güç yaratılmak isteniyor. Bu çok tehlikeli. Bence yapılmak istenen budur. Ondan sonraki konuşmalarında da o ibarenin geçtiği konuda da ileride Gezi benzeri bir olay olduğunda da ‘İşte, benim elimde bir sürü adamım vardı’ diyebilirsiniz. Bu şey de kullandığım kelime de olabilir. Bunları topluma yayarak toplumda bir anlamda geri çekiliş, bir korku hali yaratma anlayışı vardır. Bundan sonra gelişecek olaylarda, Gezi benzeri olaylarda toplumsal muhalefetin önüne geçmek için, ‘Bakın yetiştirdiğim bir sürü adam var onları da sahaya sürerim. Bu noktadaki kastettiğim kişiler son günlerde sürekli televizyonlarda artık gördüğümüz, ellerinde tüfekler olan, topluma korku saçan neidüğünü anlayamadığımız, kim tarafından finanse edildiğini bilemediğimiz bazı gruplardır. Bunun dışında herhangi bir kişiye bir söylemim söz konusu değildir.”
“Düzenleme halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmektir”
Bu düzenlemenin halkı kin ve düşmanlığa itmek olduğunu vurgulayan Aldan; :”Eğer bir insana bir saldırı yapılmışsa, diğeri de ona karşılık vermişse, bu meşru müdafaanın sınırları içerisinde değerlendirir. Bu konuda kararı hakim verir. Bırakalım bu konuları yasal bir zemine. İnsanlara dokunulmazlık vermeyi bırakalım. Yargımız, bu kişilerle ilgili gerekli soruşturmayı yapsın. Sonucuna göre de hakim bir karar versin. Kaldı ki şu ana kadar 15 Temmuz gazileri ile ilgili açılmış bir tane dava ve soruşturma yok. Bunu bizzat hükümet kanadı açıkladı. Kutuplaşıyoruz, insanlar silahlanmaya başladılar ve bunun getirdiği boyut çatışma ortamı olacaktır. Herkes, ‘Benim paralı askerim var’ demeye başlayacaktır. Türkiye’nin adım adım psikolojik olarak bir iç çatışmaya doğru sürüklendiğinin görmezden gelinmesini anlayamıyorum. Bu en başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere AK Parti’ye zarar verecek bir düzenlemedir. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmektir. “ diye konuştu
15 Temmuz gazilerine, mağdurlarına ve Türk milletine yönelik en ufak bir hakaretinin, kötü sözünün, olumsuz bir yaklaşımım dahi söz konusu olamayacağını, aynı gün yaptığı bir başka bir televizyon programında da söylediğini hatırlatan Aldan, şöyle konuştu: “15 Temmuz’da o sokağa çıkan ve demokrasiyi savunan insanlara benim çok büyük bir saygım var. Onlar gerçekten ciddi bir mücadele verdiler ve Türkiye’nin demokrasisinin bozulmaması anlamında bir çaba gösterdiler. Onlara laf söylemek benim haddime değildir, ama benim lafını ettiğim konu giderek paramiliter bir gücün iktidar yanında yuvalanma ya başlamasıdır. Bu çok tehlikeli bir gelişmedir. Yani siz birilerini bekleyeceksiniz. Bunlar, dernekler kurulacaklar, ellerine ağır silahlar alacaklar, kusursuz bir şekilde kamuoyuna açıklama yapacaklar. Bunun anlamı şudur; ‘Ey halkım, ey milletim; yarın sokağa çıkmaya kalkarsan, aha da bunlar seni bekliyor’ diyerek toplumu korkutmaktır. Bu halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmektir”
Ömer Süha Aldan, radyo programında neler konuşmuştu?
Yavuz OĞHAN: CHP’nin hukukçu milletvekili eski savcı Ömer Süha Aldan ile durumu değerlendirmek istiyorum. Hoş geldiniz Ömer Bey.
Ömer Süha ALDAN: Teşekkür ederim, iyi akşamlar diliyorum.
Yavuz OĞHAN: Teşekkürler. Siz ne diyorsunuz iki KHK’ya. Özellikle partiniz bu hukuki düzenlemeyi çok sert eleştirdi.
Ömer Süha ALDAN: Şöyle bir durum var. Acı bir gerçekle yüz yüzeyiz. Artık Cumhurbaşkanı, Başbakan ve 26 bakan, kendilerini yasama organı haline dönüştürdüler. En çarpıcı olan belki de o. Yasama organı sadece 28 kişiden oluşuyor. Kanun Hükmünde Kararname çıkarma giderek cazip gelmeye başladı iktidar kanadına. Bu her şeyden önce TBMM’ye saygısızlık ama daha çok da Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerine saygısızlık. Yani, bu şekilde o milletvekilleri ne işe yarıyorlar ki. Yani, kendi seçtikleri adamlara bile güvenmeyip, Meclisten bir takım düzenlemeleri kaçırıp, böyle gece yarısı ya da hafta sonu düzenlemelerle karşı karşıya kalıyoruz.
Yavuz OĞHAN: Ve çok temel düzenlemeler değil mi?
Ömer Süha ALDAN: Şöyle bir şey var, eğer bir hukuk devleti ise Türkiye, bu düzenlemeler olmaz. Eğer bu düzenlemeler var ise Türkiye artık bir ‘hukuk devleti’ değildir. Net bir tabir kullanmak lazım. Bugün Adalet Bakanı bir demeç veriyor,
Yavuz OĞHAN: 15 Temmuz 16 Temmuz ile ilgili diyor bu cezasızlık düzenlemesi.
Ömer Süha ALDAN: 15, 16 Temmuz gecesi için diyor. Yani haberi bile yok ki o düzenlemeden. Farkında bile değil. Madem öyle, ‘15-16 Temmuz günü cereyan eden olaylar nedeniyle’ dersin olur biter. Ama, perde gerisinde bir şey var. Adalet ve Kalkınma Partisi, bence, oluşacak yani bundan sonraki süreçte, ekonomik anlamda oluşacak toplumsal muhalefetin karşısına paramiliter bir güç çıkarmak istiyor. İşin özü bence o.
Yavuz OĞHAN: Siz eski savcısınız. Bu düzenleme ile birlikte, çünkü, programın başında bizi dinleyenlere aktardım; sosyal medya üzerinde işte, “tam zamanı”, bize mesajlar paylaşılmış, twitter üzerinden, “son KHK ile istediğimiz oldu. Bundan böyle Gezi eylemleri gibi terör eylemlerine, teröristlerin karşısında olacağız” falan diye bir takım mesajlar var. Siz eski bir savcı olarak bu düzenlemenin, bundan sonra meydana gelebilecek, ne bileyim, ‘bir protestoya müdahale, ne bileyim başka bir şey, bir gerilim, o müdahale eden insanları koruyacağını okuyor musunuz bu düzenlemeden.
Ömer Süha ALDAN: Şimdi, işin özü şöyle; eğer bir kişi ‘ben bunu darbe girişiminin devamı mahiyetinde bir eylem gördüm, vurdum öldürdüm’ derse, sonuçta bunu idareden soracaklar. Gerçekten bunun böyle bir ruh hali var mıydı o insanın? Herkes yararlanacak.
Yavuz OĞHAN: Peki, 15 Temmuz diyor parti sözcüsü?
Ömer Süha ALDAN: O parti sözcüsünün sözünün bir itibarı yok. Önümüzde bir Kanun Hükmünde Kararnamenin metni var. Metin açık bir şekilde “15 Temmuz ve sonrasında darbe girişiminin bastırılması ve bunun devamı niteliğindeki eylemlere” diye başlıyor. Ve doğal olarak da burada 15-16 Temmuz ibaresi olmadığı için bunu yıllara tabi bir şekilde yayabilirsiniz. Son derece muğlak, yoruma açık bir düzenleme bu. Ve insanları fütursuzlaştırıyor. Ve bu bir anlamda, Gezi benzeri olayların ortaya çıkmasına dönük bir gövde gösterisi aslında. Yani, çok affedersiniz, ‘benim bir sürü itim var, onları salarım sokağa. Onlara af bile getirebilirim’ mantığını toplumda yaymak anlayışıdır, onun ürünüdür. Bunlar bilmiyorlar mı benim gibi. Yazanlar Maddeyi düzenlerken, “15-16 Temmuz 2016 günü cereyan eden olaylara mahsus olarak” derdi ve iş çözülürdü. Onu da demiyor. Kaldı ki, şunu da göz ardı etmeyelim; Türkiye’nin güvenlik güçleri var. Bir darbe bastırılacak ise güvenlik güçleri bastırır. Eğer siz, bu tip olaylarda insanları sokağa salar, ondan sonra da bu olayları masum gösterip suç olmaktan çıkarırsanız, bu Türkiye’de usul haline dönüşmeye başlar. Basit bir olayda bile insanlar sokağa inerler ve af beklentisi içerine girerler. AKP, inanın bana, ne yaptığının farkında bile değil. Bu en başta, en çok zararı da kendisine verecektir. Bence hemen, Bakanlar Kurulu tekrar toplanmalı, bu maddeyi yürürlükten kaldırmalıdır. Bir şey daha ekleyeyim, 15-16 Temmuz akşamı bazı askerler, er statüsünde olan askerler linç edildi.
Yavuz OĞHAN: Az önce avukatlarıyla görüştük. 1,5 yıldır savcıların dosyaları görmezden geldiğinden şikayet ettiler.
Ömer Süha ALDAN: Tabi. Bu insanlara yönelik eylemlerden dolayı bu insanlar cezasızlık, cezai sorumsuzluk olayıdır bu düzenleme. O insanların başlarına gelenleri de yargılamaya konu etmek lazım. Hukukumuzda meşru müdafaa diye bir kavram vardır. Bir kişiye yönelik bir eylemde, kişi kendisi bir eylemde bulunursa, hakim durumu ölçer, ‘silahların eşitliği prensibi gereğince, karşılıklı bir davranış olmuş’ der, meşru müdafaadan o kişiyi cezai sorumsuzluk haline getirebilir. Böyle bir yetki kanunumuzda var. Diyelim ki, meşru müdafaada sınır aşılmışsa, yani karşıdan gelen eylemden daha büyük bir eylemle karşılık verilmişse o zaman da ceza verir ama ceza miktarı düşürülür. Hukukumuzda böyle bir düzenleme varken sadece 15 Temmuz’a özel böyle bir af kabul edilebilir bir şey değildir. Ve bu doğrudan doğruya TBMM’yi bypass etmektir. TBMM’nin böylesine bir af kararı alabilmesi için 5’te 3 çoğunluk gerekiyor. O bile yok. Yani 28 kişi ‘istediğimiz suçlu, istediğimiz suçsuz’ diyebiliyor. Dediğim gibi, eğer böyle bir düzenleme varsa Türkiye’de hukuk devleti yoktur. Herkes de bence öyle davranmalıdır bu saatten sonra. Hukuki güvencemiz yok. Yargıtay’a 100 tane üye atayıp çoğunluğu ele geçiriyorsunuz. Yargıda Birlik diye bir yapı vardı. Onu bozdu AKP son olarak. Ülkücülere bir kazık attı tabir caizse. Son anda.
Yavuz OĞHAN: Şimdi tam da buraya gelmişken, Sayın Aldan. MHP gün boyu sessizdi. MHP’den bir açıklama yapılmamıştı. Devlet Bahçeli’nin bir açıklaması var. Müsaade eder misiniz bir okuyayım. Belki yorum da yaparsınız. Çünkü, Yargıda Birlik Platformunun lağvedilmesi meselesini daha önce de konuşmuştuk. Herkes merak ediyordu ne diyecek diye. Şöyle diyor Devlet Bahçeli, “Türkiye’nin sosyal ve siyasal iklimini zehirlemek, birlik ve dirliğini zedelemek isteyen meşum emel ve malum karanlık hedeflerde bir gerileme, bir nedamet yahut bir ıslah hali maalesef görülemiyor. Kriz sevenler her fırsattan istifadenin peşindeler. Kaos ve korku tacirleri her gelişmeyi karalamanın, her durumu haşince kurcalamamın, haince kumpasa çevirmenin hevesindeler. Yetmedi mi bunalımlar, yetmedi mi ağır ve beka düzeyindeki sorunlar” diyor. “Dün yayınlanan KHK’nın 121. Maddesi siyasi ve ideolojik provokatörler tarafından büyük ve tehlikeli bir tartışmanın odağına yerleştirilmiştir. Hep aynı simalar, hep aynı nakaratlar, hep aynı itham ve iftiralar yine sahne almıştır. Alayına yazık. Hepsine yazıklar olsun” diyor. “15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki olayların bastırılması kapsamında hareket eden vatan evlatlarının, kanunun birinci fıkrası uyarınca, hukuki, idari, mali cezai sorumlulukları doğmayacağı hükmü altına alınmıştır. Ne var bunda? CHP niye rahatsızdı? HDP niye hoplamaktadır? İP niçin huzursuz? Barolar Birliği Başkanı neden keyifsiz? 15 Temmuz’da milli beka zillet ve zulmet dolu saatlerde bizzat millet tarafından savunulmuştur. Bundan gocunanlar FETÖ’nün kurşun askerleridir.”
Ömer Süha ALDAN: O zaman şöyle diyeyim. Sayın Bahçeli’nin hukukçu kurmaylarından biri Mehmet Parsak, son bütçe görüşmelerinde, Yargıtay ve Danıştay’a atama ihtimalini şiddetle eleştirmişti. Ve bunda ciddi oranda endişe duyduklarını dile getirmişti. Sayın Bahçeli, bildiğimiz tablo sergiliyor. Ben özünde şunu söylüyorum. Tabii ki o bombalamayı yapanlar cezalandırılacaktır. İnsanların hayatlarına kıyanlar elbette ki cezalandırılacaktır. Ama şöyle bir şey var;
Yavuz OĞHAN: Bugüne teşmil etme kaygısı zaten insanların üzerinde konuştuğu..
Ömer Süha ALDAN: Tabi. İnsanların eline ‘sokağa çık, birilerini öldür’ kozu verilmeye çalışılıyor. Bu çok yanlış bir şey. Bakın İsrail Filistin şeyine döner bir süre sonra. Ben geçen ay Filistin’deydim. İsrailli siviller bile sırtlarında silah taşıyorlardı torbanın içerisinde. Yani insanları böyle silahlandırırsanız, kutuplaştırırsanız bunun sonucu vahimdir. Hiç kimse belki şu anda algılamıyor ama Türkiye adım adım, psikolojik olarak, bir iç çatışmaya doğru sürükleniyor. Niye bu görmezden geliniyor anlayamıyorum gerçekten. Bu, en başta Sayın Erdoğan olmak üzere AKP’ye zarar verecek bir düzenlemedir.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.