Son güncellenme :05.04.2017 11:03

Anasayfa > Yazarlar > AKASYA DURAĞI

05.04.2017 Çar, 11:03

AKASYA DURAĞI - Faruk Özyurt

AKASYA DURAĞI

Henüz yeşil tutmadı Akasya dallarına, fırsat buldukça Güneşin vurduğu kuru dalların seyrekte olsa gölgesinde sohbet oturumlarımızı başlatmış olduk. Yerkesik (Thera) da cereyan eden bu sohbet toplantıları hafta sonlarında daha geniş katılımlarla samimi ortamda derin konularda koyu sohbetler hasıl olmakta olacaktır. Menteşe Belediyesine ait kiraya verdiği ve son derece işçilikle esasına uygun tadilat yapılan dükkanların önündeki Akasya Durağında gerçekleşen bu sohbetler, bugünden gösteriyor ki herkesin fikirlerine açıkça beyan ettiği ve her geçen gün daha katılımcı ,zengin konularda fikir zenginlerin sohbetlerine tanık olacağız.
Bu vesile ile dükkanların tadilatında başta Menteşe Belediyesi ve çalışanları olmak üzere, emeği geçen herkese Yerkesik halkının teşekkürlerini ve çalışmalarında başarı dileklerini iletirim.
Hafta sonuna denk gelen böylesi bir günde etrafına toplandıkları masanın bir köşesine sessizce iliştim, Hüseyin Atılgan’ın “ Yeresik’te Dış Kuyular” adlı yeni hazırlamakta olduğu kitabı için Yaşı 90‘nı bulan Yerkesik Çınarlarından canlı tarih Hayati USLU amcanın anlattıklarını not tutuyordu. Akasya Durağı müdavimlerinden Cenap ÖZSOY ağabey Pazar günleri gerçekleştirdiğimiz ve bugünkü Doğa Oturumuna atıfta bulunarak, son gelen sen oldun dercesine “ Tamam gibisiniz ya” diyerek güne özel not düştü kulağıma.
Hava koşulları müsaade ettiği sürece tercihimiz olan Mevkii olarak “ Üç Taştaki Taş Masa” ya vardığımızda birbirimizden habersiz Fevzi Usta ( Taşdelen) tarlasında çalışırken bulduk. Taş masamıza Yerkesik (Thera) hakim noktasına kurduktan sonra, o gün ilk defa misafirimiz olan Yerkesiğin yetiştirmiş olduğu aynı zamanda Hayati USLU amcanın torunu olan Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Görevlilerinden Doç.Dr. Kurtuluş BOZKURT Hoca ile Yerkesik üzerinden yapmış olduğumuz tatlı sohbetler akıllarda iz taş masamızda yankı buluyordu.
Fevzi ağabey motor tamir ustası. Eski Yerkesik üzerinden dem vuruyordu, eski sanattan ,eski zanaatkarlardan bahsediyordu. İdari olarak O yıllarda Yerkesik’te yapılması gerekenlerin yapılmadığını, Yerkesik önceden olduğu gibi bir İlçe merkezi, bir sanayi, bir ticaret merkezi olmalıydı bugün hak ettiği yerde değil deyip mahalle olmasını hiç hazmedemiyordu. Haksızda değil hani.! Bundan yaklaşık 50 yıl önce Yerkesik’te “ Karasör imalatı, gazoz imalatı, şapka imalatı,kadayıf imalatı,petek imalatı,sabun imalatı, nalbant,semerci,kalaycı vs.vs. hepsi ayrı ayrı yazı dizisi olabilecek çoğu da yok olmaya yüz tutmuş zanaatkarların olduğu, Ömer Ağanın öncülüğünde ve daha sonra Yerkesik kendi imkanlarıyla kurdukları esnaf çarşısının geliştirilememenin nedenlerini konuşulurken, Günay TOPRAKÇI ağabeyin dedesiyle ilgili bir konu aklıma geldi.
Askeriyenin Kışla Parkın da olduğu yıllarda dedesi Yerkesik’te kalaycıdır. Askerlerin ezilen su mataralarının tamirini yapacak kimse bulunamamıştır. Getirilen mataralara içersine ölçüsünde su katarak kapaklarını iyice sıktıktan sonra maşayla tutup ayarında karşıdan ateşi gösterip içindeki suyun genleşmesini sağlayarak fizik ,kimya görmeyen dedemiz, Muğla Kışlasındaki tüm ezilen mataraların tamirini yapan zanaatkar olarak adını yazdırmıştır.
Bir yandan sohbeti dinlerken bir yandan da yönümü Yerkesik ovasına verip aklımdan geçenleri düşünürken, Mustafa ağabey (Karadağ) “ Faruk karşılara bakıp birşeyler düşünüyor sanki dedi” adeta aklımdan geçenleri okudu.
Bugün hala sanayi yerini ve sanayisini kuramadığımız büyümüş Muğla’da, 50 yıl önce Yerkesik’teki kurulmuş olan değerleri sahip çıkılmadığından,destek görmediğinden, gelişemediğimizden, geliştiremediğimizdendir. Bugünden öğünenler dünü bilmediklerindendir…

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.