Son güncellenme :07.11.2013 10:57

Anasayfa > Manşet > AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adayı Mestan Yayman

07.11.2013 Per, 10:57

-Sayın Yayman, öncelikle Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı Aday Adaylığınızı şimdiden kutluyorum. Size bu vesileyle birkaç soru yöneltmek istiyorum. Muğla’nın yetiştirdiği başarılı bürokratlardan birisi olduğunuz biliniyor. Bu yörenin bir insanı olarak gerek geçen dönemde gerekse bu dönemde bir bürokrat olarak AK Parti’yi tercih etmeniz ve bu partiden aday olmanızın nedenleri nedir?

Sayın Hocam, insanın kendi düşünceleri, kendi değerleri vardır. Bu düşünce ve değerler doğrultusunda siyasi bir tercihi olur. Kendisine hangisine yakın bulduysa o partide olmayı tercih eder. Tabi birde sadece partinin kendisi değil, partinin o anki konumu da önemli. İcraatın başında olan bir parti her zaman için eğer ki insanların olabildiğini diğer partilerle ilgili şartlanmışlığı yoksa biliyorsunuz iktidar konusunda insanlar genelde daha eğilimlidir. Hele hele ben Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığına Aday Adayı olmuş bir insan olarak, başka herhangi bir ideolojik bir saplantım olmadığından ve hizmet edebilmek adına tabi ki iktidarda olan Ak Parti’yi tercih ettim. 2011 yılında da öyle tercih ettim. Çünkü, bizim tek amacımız koltuk da olalım değil, zaten bizim bir koltuğumuz var. 21 yıldır kaymakam, vali yardımcısı olarak ülkemizin çeşitli yerlerinde bulunduk ve her zamanda üst düzey bir yönetici olarak bir koltuğumuz var zaten. İnanın başka partilerden de özellikle 2009 yılında bana Belediye Başkanlığı konusunda ısrarla çok teklifler oldu. Ama ben onlara hep şunu söyledim. İktidar olma ihtimali olmayan bir partiden başkan adayı olmam. Niye çünkü bizim amacımız, sadece ve sadece koltuğumuzu korumak değil, mutlak suretle hizmet edebilmek. Hatta dediler ki o dönem, bu dönem bizim adayımız ol, gelecek dönem biz fedakarlık yaparız milletvekili olursun. Benim amacım, sıradan bir milletvekili veya sıradan bir belediye başkanı olmak değil. Bizim amacımız, şu anda ülkemizde bir bürokrat olarak hizmet ediyoruz, daha fazlasını nasıl yapabiliriz. Zaten daha fazlasını yapamayacaksak durduğumuz yerde durmamız gerekir. Ak Parti’ye bir gönül bağımız, inanç felsefemiz var o anlamda içindeyiz. Bu partinin felsefelerini savunuyoruz ama diğer bir etkende tabi ki partinin iktidar olması ve iktidarın nimetlerini Muğla’yı da buluşturmak için bu partiden ben adayım.

-Muğla’da Vali Yardımcılığı yaparken, Muğla’nın sorunlarının çözümü noktasında olağanüstü çaba sarf ettiğiniz biliniyor. Bu konuda önemli projelerinizin olduğunu biliyoruz. Bunlardan kısaca söz edebilir misiniz?

Aslınca sadece Muğla’da değil, işin doğrusu ben görev yaptığım her yerde elimden geldiği kadar hizmet etmeye çalıştım. Biz ilk defa asaleten başladığımızda göreve 1995 yılının sonuydu. 95’lerde Kaymakam olarak başladım Afyon Hocalarda. İşte o dönemler sorunlar daha farklıydı. Bir çok köyün yolu, asfaltı, içme suyu, şebeke, sağlık evi yoktu onlarla uğraşıyorduk. Sonra kanalizasyon yapmaya başladık. Yıllar geçtikçe özellikle iktidar Ak Parti’nin 2005 yılında çıkarmış olduğu KÖYDES ve BELDES projeleriyle birlikte köylerin artık sorunları kalmadı. Günümüzde artık farklı hizmet alanları var. 20-30 yıl sonra çok daha farklı olacak. 1995 yılında bir köyün meydanına parke döşemeye kalksaydınız böyle bir imkanda yoktu onu yapsanız tuhaf olurdu. O dönemler öyle hizmet yaptık. Muğla’ya geldiğimizde Vali Yardımcılığı biraz daha farklı, Kaymakamken bütün alanlardan sorumlusunuz ,Vali Yardımcısıyken birden fazla Vali Yardımcısı olduğu için görev dağılımı var. Benim asıl üzerinde durduğum konulardan birisi ve gelecek asırda insanları en çok ihtiyaç duyacağı hizmet alanlarından birisi sosyal hizmetler. Ben burada 2011’de Ak Parti’den milletvekili aday adayı oldum. Düşünün 2011 Haziranından, 2013’ün Temmuzuna kadar bir fiil görevdeydik 2 yılı aşkın bir sürede. Takdir edersiniz ki, Muğla’da hiç kimse biz Mestan Beye gittik, biz şu partiden bu partidendik diye ayrımcılık yaptı dedirtmedim, dedirtmem de hiçbir zaman. Sayın Hocam, ben bir yere gittiğim zaman o bölgenin en büyük problemi neyse derhal onu çözmeye çalışıyorum. Özellikle sosyal alanda Muğla, son 10 yıl içerisinde özellikle intiharlar noktasında hep ilk ondaydı. Biz 2008 sonunda bir proje başlattık, Çocukta Değişimi Anlama Sağlık Daire ve Toplum İşlerini Güçlendirme adı altında gece gündüz demeden koşturduk. Her şeyi yapmak zorunda olmayabilirsiniz ama insanlara doğru yolu göstermek çok önemli. Ben Muğla’da bire bir 40 bin insana eğitimler verdim. Bu ne demek ortalama 700’ün üzerinde toplantı demektir. Dilimiz döndüğünce insanlara güzelliği, iyiliği anlatmaya çalıştık ve toplumda da bir karşılığını gördük. 2012’de artık Muğla intiharlarda ilk 10’nda yer almıyor. Hizmet ediyoruz.

-Geçen dönemde siyasette adınızdan söz ettirdiniz. Partinizin yaptığı temayül yoklamasında birinci sırada yer almanıza rağmen parlamentoya gidemediniz. Parti içi demokrasiyi de ele alırsak  bu konuda ne söylemek istersiniz?

CHP’de olduğu gibi hakim gözetiminde bir ön seçim olsaydı o zaman partilerin tercih hakkı kalmıyordu. Ama Ak Parti’nin böyle bir deklerasyonu olmadı. Biz ön seçim yapmayacağız dediler ve her seçim öncesi bir temayül yaptılar. Zaten orada söylüyorlar bu temayüle biz yüzde 100 uymak mecburiyetinde değiliz diye açıklama yapıyorlar. 2011’de çok ilginç bir şey oldu. Biz istifa ettik ve 10 gün içerisinde temayül oldu. 10 günlük bir çalışma sonunda biz birinci çıktım. Sonrada girmediğimden dolayı da alınmadım. Çünkü ben birinci çıktığımda, genel merkeze vardığımda  ya yukarıda benim tanıdığım var bırakalım genel başkan yardımcılarını, milletvekillerini bir tane tanıdığım odacı dahi yoktu. Siyaseti ben bu anlamda düşünmüyordum işin doğrusu. Milletvekilliği hiç aklımdan geçmiyordu. Bir olay oldu, o olaydan sonra dedik ki bizde başkalarının yanında olabiliriz. Böyle yola çıktık. Siyasette “ya kardeşim bu sefer olmadı, gelecek sefer seni değerlendireceğiz” gibi bir kavram yok. Bu iş gönül, mücadele işi. O dönem küsmedik. Listeye girmememe rağmen 2 ay boyunca yine çalıştım seçim gününe kadar. Siyasette küserseniz size yer vermezler. Şu an güçlü güçlü bir aday adayıyız. Bu sefer olacağını düşünüyoruz.

-Geçtiğimiz genel seçimlerde CHP ile AKP arasında 70 bin gibi bir oy farkı bulunmaktadır. Sizin Büyükşehir Belediye Başkanlığına adaylığınız kesinleşirse bu farkı nasıl kapatacaksınız? Bu konuda görüşlerinizi alabilir miyiz?

Bu fark esasında nerden ortaya çıktı. Bunun tespitini yapmak gerekiyor. Esasında bu fark 2011 yılında yaklaşık 40 bin civarından Demokrat Partili arkadaşlarımız AK Partiye oy vermedi. Bu insanlar CHP’ye oy verdiler geçtiğimiz seçimlerde. Esas zaten ilk orada koptu. Eğer ki bu 40 bin Demokrat Partili insan yarısı veya CHP’ye vermeyip de AK Parti’ye oy vermiş olsaydı. Bu gün AK Parti birinci olacaktı. Esas burada bizim DP’li dostlarımıza ulaşamamışız, mesajımızı iyi iletememişiz ya da onların tereddütlerini ortadan kaldıramamışız. Şimdi yerel seçimlere gelince, tabi ki CHP’nin adayı daha belli olmadı ama ben şuna inanıyorum. Bizim böyle sessiz, derinden bir sevgi bağı oluşmuş insanların kalbinde. Görebildiğim bu. DP’li dostlarımızla da öyle, ülkücü arkadaşlarımızla da öyle, hatta bir kısım CHP’ye oy veren arkadaşlarımızın bana karşı bir sevgi bağı oluşmuş. İnsanlar bizim çalışkanlığımızı biliyor. Yarın başkan olduğumuz herkes biliyor ki Mestan kardeşimize rahatlıkla ulaşabiliriz. Bir talebimiz olduğu zaman bu kardeşimiz bunu yapar, kendi işi gibi yapar. Kamuya ilgilendiren hizmet alanlarında da yapar. Biz gözü kara çalışıyoruz. MHP’nin de büyükşehirde ciddi bir adayı yok. Behçet Bey olsaydı MHP’li kardeşlerim bana oy vermeyeceklerdi. Ama şimdi Behçet Beyde partiden ayrılınca ciddi bir oy alacağım.

-Önümüzdeki günlerde diğer siyasi partilerin adayları kesinlik kazanacak. Eğer sizin adaylığınız onaylanırsa sizce diğer partilerden hangi adaylar rakibiniz olabilir? Kimleri şanslı görüyorsunuz?

Başka partilere yorum yapmak bizim haddimize düşmez. Ama şuan MHP’nin öne çıkan bir adayı yok. CHP’nin 6 aday adayı var başvuruları oldu. Duyumumdan yola çıkarak söyleyeyim iki adayın ön plana çıktığı görünüyor. Birisi mevcut Belediye Başkanı Osman Gürün, diğeri de Fevzi Topuz.

-Kazandığınız zaman Muğla’ya ne yapacaksınız? Ne gibi projeler düşünüyorsunuz?

İmkanlar çerçevesinde şunu yapacağız. İmkanlar neyse ve ne yapılması gerekiyorsa sonuna kadar yapmak. Mevcut kaynakları en iyi şekilde kullanmanın yanında yeni kaynaklar oluşturabilmek. Ne olabilir bununla ilgili değerlendirilmeyen koylarımız var. Bu koyları değerlendirerek, MELSA şirketini güçlendirerek hem istihdama imkan sağlamak, hem de değerlendirilmeyen yerleri değerlendirmek. Hem hizmet sunacağız hem gelir elde edeceğiz ve o gelirle tekrar yeni hizmetlere dönüştüreceğiz. Özellikle gemilerin atıklarının alınması konusunda bir eksiklik var. Kontrol mekanizması eksik. Ben şunu yapacağım. Bizim kara sularımıza girdiği andan itibaren gemileri mutlaka takip etmek gerekiyor ve bu gemiler bizim kıyılarımızdan su alıyorsa, o kadarda ham maddeyi mutlaka teslim etmesi gerekiyor. Burada hem hizmet vereceğiz hem para kazanacağız. Dolayısıyla uzun süre denizlerimizin, kıyılarımızın kirlenmemesi gerekiyor. Korumamız gerekiyor ve bununda olmazsa olmazı mutlaka ve mutlaka gemilerin sintinelerini kontrol etmemiz gerekiyor. Küçük, büyük. Bununla ilgili tekne çalışanlarında bir bilinçlendirme oluşturmamız gerekiyor. Bu deniz bizim denizimiz. Bugün sahip çıkmazsak yarın çocuklarımızın aç kalacağı inancını vermemiz gerekiyor.  Milas kavşağına zeytinyağları için çok güzel bir teşhir salonu yapacağız. Ne yapacağız. Bodrum’dan itibaren reklam panoları koyacağız. Muğla kavşağına narenciye teşhir salonu kuracağız. Yönetim şöyle bir şey  hukuk ve bürokrasi statik ama insan yaşamı dinamik sürekli değişiyor.  Yeni şeyler keşfediyor. Liderin en büyük özelliği bu bürokrasi ve hukuku bu dinamik yaşamı ne kadar çok yaklaştırabilirseniz diğer statik liderlerde veya idarecilerde farkınız orda ortaya çıkar. Muğla’nın çevre yolunu 300 metre imara açsalardı bugün Bayır’daki birçok lojistik depo bizim çevre yolumuzda olurdu ve bizim çocuklarımız Bayır’a kadar gidip gelmek zorunda kalmazdı. Suçlama anlamında söylemiyorum liderlik anlamında söylüyorum.  Yeni Şehir Mezarlığını, Düzen mevkiine yapılsaydı, yeni mezarlığa da sanayi yapılsaydı. Fethiye’yi bir Venedik ya da Amsterdam modeli yapmak istiyorum. Fethiye’yi kanallarla donatacağız. Nerede bir problem varsa mutlaka ve mutlaka çözüm bulmada çalışmalar yapacağız.

-Sayın Yayman, bu yoğun çalışma temponuz arasında bize vakit ayırım düşünce ve görüşlerinizi okurlarımıza aktardığınız için teşekkür eder, siyasi çalışmalarınızda başarılar dilerim.

-Asıl ben teşekkür ederim bana bu fırsatı vererek çalışmalarımı özetle aktarma imkanı bulduğum için.

MESTAN YAYMAN KİMDİR?

1967 Bozdoğan Körteke Köyü doğumlu. İlkokulu köyde, ortaokulu Aydın’da, Liseyi Burdur’da bitirdi. 9 Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Birimler Fakültesi Maliye Bölümünden mezun oldu. Aynı bölümde master yaptı. 1992 yılında Kamu Yönetimi’nde doktora yaptı. Aynı yıl kaymakamlık sınavını kazanarak Afyon’a Kaymakam Adayı olarak atandı. Ardından Yozgat Çayırlana, Muğla Kavaklıdere, Denizli Çardak ilçelerinde vekil kaymakamlık yaptı. İngiltere’de dil eğitimi aldı. Afyon Hocalar, Erzurum Şenkaya, Batman, Adıyaman, Muğla Kavaklıdere ve Denizli illerinde kaymakamlık ve vali yardımcılığı yaptı. 2008’den bu yana Muğla Vali Yardımcısı olarak çalışmaktadır.

Denizli Vali Yardımcısı iken 7 ay süre ile NATO, Birleşmiş Milletler ve Türkiye ortaklığında kurulan Afganistan’ın Vardak kentinden Bölgesel İmar Ekibi’nde çalıştı. Ülke yönetimi ile ilgili basılmış kitabı ve çeşitli dergilerde yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır.

Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetin Azaltılması, Toplumsal Olumsuzlukların Azaltılmasına yönelik eğitim seminerleri ve konferanslar verdi. Evli ve 2 kız babasıdır.Eşi Muğla Üniversitesinde Öğretim Üyesidir.

Muğla Haber Gazetesi

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.