Son güncellenme :19.01.2016 9:38

Anasayfa > Yazarlar > 1128 İMZACIYA  ÖNERİ

19.01.2016 Sal, 9:38

1128 İMZACIYA  ÖNERİ - Yüksel Sarı

1128 İMZACIYA  ÖNERİ

Geçen hafta,Türkiye ‘de ve Dünya’daki çeşitli üniversitelerde görevli  1128 öğretim üyesi,  hazırladıkları bir bildiriyi kamuoyu ile paylaştı. Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusunda PKK’ya karşı  yürütülen kapsamlı  operasyonların eleştirildiği bildirinin en önemli satırları şöyle;

“…Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye’nin kendi hukukunun ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslar arası antlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir…

…Müzakere koşullarının hazırlanmasını ve kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını, hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren yol haritasını oluşturmasını talep ediyoruz. Müzakere görüşmelerinde toplumun geniş kesimlerinden bağımsız gözlemcilerin bulunmasını talep ediyor ve bu gözlemciler arasında gönüllü olarak yer almak istediğimizi beyan ediyoruz…

Bu satırları okuyan en aptalımız bile, bildirinin aslında bir PKK bildirisi olduğunu hemen anlar. Bu ifadeyi özellikle kullanıyoruz. Çünkü burada yer alan talepler, çatışmaların ağırlığından bunalan ve bölge halkını kaybetmekte olduklarını anlayan Karayılan’ın  Kandil’den yaptığı açıklamalar ile birebir örtüşüyor. Karayılan’ın da talebi de, “müzakere süreci yeniden başlatılsın, gözlemciler olsun” şeklindeydi.

Böyle düşünmemize yol açan ve  bizi adeta isyan ettiren öyle bir ayrıntı daha var ki, o da, bildirinin asıl sahibinin PKK olduğunu açığa çıkarıyor.

Ebette orada yaşanan sıkıntıları ve yapılan yanlışları göz ardı etmiyoruz. Bunların dile getirilmesine de   karşı değiliz, hatta yararlı olduğunu düşünüyoruz.Ancak,bildiriye göre, sanki Türk ordusu ağır silahları ile Doğu ve Güney doğu illerine girmiş, keyfi olarak sağa sola ateş açıyor, katliamlar yapıyor( Dikkat ediniz bildiri de ‘kıyım’ diyor).Karşısında ise herhangi bir silahlı kuvvet yok, sadece evlerinden çıkamayan halk var.

Gerçek böyle mi?

Sanki, PKK yöneticileri, aylar öncesinden, istedikleri olmaz ise savaşı yeniden başlatacaklarını, Türkiye’yi Kobani’ye benzeteceklerini söylememişler, şehir savaşı başlattıklarını  açıklamamışlar, bir çok yerde ‘özerklik’ ilan etmemişler, barikatlar kurup bombalar yerleştirmemişler,sivil halkı,devlet görevlilerini ve küçücük çocukları öldürmemişler gibi…

Sanki,  topraklarının bir kısmında silahlı grupların özerklik ilan etmesine ve barikatlar kurup bombalar patlatmasına karşı operasyon yapmak bir devletin asli görevi değilmiş, sanki devlet bu görevini ihmal ettiği için bütün bunlar olmamış gibi…

Adeta bir resmin yarısı yırtılmış gibi…

Resmin diğer yarısını yırtarak uluslararası kuruluşları kendi ülkelerine karşı yanlış bilgilendirerek harekete geçirmeye çalışmak, Türkiye’nin aydınlarının  ve  öğretim üyelerinin kalibresine   uygun bir davranış değildir.

Ancak,bizim  ele almak istediğimiz asıl konu başka;

Bu bildirinin yayınlanmasından hemen sonra Cumhurbaşkanı esip gürlemeye başladı. “Hesabı sorulur” dedi, YÖK’ü göreve çağırdı , ‘gereğini yap’ dedi.  O böyle der de Başbakan durur mu, “ yarın YÖK toplantısı var, sonucunu görmek istiyorum” dedi. YÖK de hemen işe koyuldu, bildiride adı geçen öğretim üyeleri hakkında soruşturma başlattı. Ardından yargı harekete geçti ve gözaltı kararları verdi. Hazır bekleyen polisimiz sabahın köründe evlere baskın düzenledi, aldı götürdü…

Merak ediyorum, biz gerçekten ne yaptığımızın farkındamıyız?

Gözaltına alınanlar üniversitelerimizin öğretim üyeleri. Onlarca yıl masraf edip, konuşsunlar diye okuttuğumuz insanlar. Yani onların görevi zaten konuşmak. Onlar konuşacak ki, biz de olaylar hakkında şu ya da bu şekilde fikir sahibi olacak ve kendi değerlendirmelerimizi yapabileceğiz.

Bilim insanları tarih boyunca ne büyük acılar çekmiştir,hatırlayın. ‘Dünya dönüyor’ dediği için engizisyon mahkemelerin de yargılananlar, ateşlere atılıp yakılanlar…Dünya bu günlere gelebildi ise  onlar konuşmaktan vazgeçmedikleri içindir. Bazı ülkeler de aç ve sefil kalmış ise bilim insanlarını susturdukları içindir.

Bildiriyi imzalayanların ,bir bilim insanı titizliğine ve bakış açısına sahip olmadıkları çok açık. Ancak bu yüzden onları eleştirecek ve kınayacak olan,yine bilim insanları,yazarlar,sanatçılar,aydınlar ,toplumun değişik kesimleri ve halktır. Kesinlikle Cumhurbaşkanı ve başbakanı olamaz, olmamalıdır. Çünkü onların konuşması, tavır alması bilimin ve bilim insanının  susturulması anlamına gelir.  Nitekim, şimdi öyle olmuştur.

Yanlış ve tehlikeli bile görülse, bilim insanlarının açıkladıkları fikirler nedeniyle mahkum edilmesi, zor duruma düşürülmesi asla kabul edilemez. Kaldı ki neyin yanlış, neyin  doğru olduğuna kim neye göre  karar verecektir ? Doğru ve yanlışın ne olduğunu belirleme yetkisini bir kez yürütmeye (Cumhurbaşkanı, Başbakan,Hükümet) bırakırsanız eğer, yarın sizin hangi söz ve davranışınızın yanlış kabul edileceğini  bilemezsiniz!

Bu yüzden bilim insanlarına, hangi konuda olursa olsun, fikirleri ve yapmış oldukları  konuşmalar nedeniyle  sınırsız güvence sağlanmalıdır. Onların dokunulmaz olmaları milletvekillerinin dokunulmazlığından çok daha önemlidir. Onları susturmak değil, dokunulmaz olmalarını sağlamak için yasalar çıkartmalıyız.

İmzacı aydınlarımıza da şunu sormalıyız;

Acaba, 1128 imza sahibi olarak toplanıp Diyarbakır’a,Şırnak’a gitseniz.Orada güvenliği sağlamakla görevli olan emniyet kuvvetleri ve askerimize karşı değil, Kürt halkını savunmak için PKK’nın karşısına dikilseniz.Barikatların üzerine  çıkıp ”sizi istemiyoruz ,artık bu halkı rahat bırakın” deseniz ne olurdu?

Ortada ne PKK kalırdı, ne de Erdoğan’ın kullanabileceği bir savaş.Öyle değil mi?

Peki, ne duruyorsunuz ?!

YORUMLAR

Toplam 2 yorum bulunmaktadır.

Ali Terzi

Tebrikler ve teşekkürler Yüksel Sarı arkadaşım. İçimden geçen ve gayet doğru bulduğum fikirlerini çok güzel ifade etmişsin.Umarım yanlış yapan iki tarafta geri dönüş yapar.SAYGILARIMLA….Not:(MÜSADENLE PAYLAŞIYORUM.

19.01.2016, 12:44
MUSTAFA SELÇUK

Meseleleri yarım yamalak ele alan siyasetçilerin, vatandaşların ve özellikle çeşitli örgütlerin taraftarlarının mutlaka okuması gereken derli toplu bir yazı… Kaleminize sağlık Yüksel Bey…

19.01.2016, 17:49